Okul Saldırıları Sonrası Yeniden Gündemde: Çocukları Şiddete Yönlendiren Unsurlar Neler?

Son günlerde artan okul saldırıları, Türkiye’yi derin bir üzüntü ve korku içinde bıraktı. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir liseye yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırıda 16 kişi yaralanırken, saldırgan intihar etti. Takip eden gün, Kahramanmaraş’ta 8. sınıf öğrencisi tarafından yapılan bir diğer saldırıda ise 9 kişi yaşamını yitirdi. Olayın ardından öğrenciler ve öğretmenler, hayatta kalabilmek için sınıf camlarından dışarı atladı. Türkiye, bu trajik olayların şokuyla sarsılırken, çocukları şiddete yönlendiren faktörler üzerine tartışmalar yeniden alevlendi.

ŞİDDETİN KAYNAĞI OYUNLAR MI?
Cumhuriyet TV’de bu konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Akademisyen ve Psikolog Dr. Gamze Gezginci Çolak, pandemi döneminin çocuklarda şiddet eğilimini artırdığını belirtti. “Pandemi süreci, çocuklarda şiddete yönelik bir kırılma yarattı. Ancak hiçbir faktör tek başına şiddete yol açamaz. Burada karmaşık bir yapı söz konusu. Oyunlar, diziler, okullardaki cezai yaptırımların kaldırılması ve serbest ebeveynlik yaklaşımları gibi unsurlar bir araya gelerek, yakın geçmişte yaşadığımız olayların sebeplerini oluşturuyor” ifadelerini kullandı. Çolak, şiddet eğiliminin birçok etkenin birleşmesiyle ortaya çıktığını vurguladı.

AİLELERİN ROLÜ
Çocukların gelişiminde en önemli denetim mekanizmasının aile ve ebeveynler olduğunu belirten Çolak, “Bazen bağışıklık sistemimizin çöktüğünü söyleriz; bu durum psikolojik durumlar için de geçerli. Altta bir sorun var mı, gelişimsel bir bozukluk veya psikiyatrik bir durum var mı? Bu tür durumlar, çocukların maruz kaldığı oyunlar, medya içerikleri ve aile içindeki iletişimsizlikle birleştiğinde şiddet eğilimi açığa çıkıyor” dedi.

SİHİRBAZIN KURALLARI
Ebeveynlerin ve yetkili kurumların dikkat etmesi gereken konulara değinen Dr. Çolak, dijital dünyadan çocukları tamamen uzak tutmanın imkansız olduğunu ifade etti. Uzmanlara göre, şiddet eğilimindeki artışın en önemli sebeplerinden biri aile yapısındaki değişimlerdir. Çolak, ebeveynlerin çocuklarına sınır koymakta zorlandığını belirterek, “Çocukluk döneminde bireylerin dürtülerinin kontrol edilmesi gerekir. Ancak günümüzde ailelerde ciddi bir sınır ve kural problemi mevcut. Çocuklara ‘dur’ denilmiyor, davranışlar normalleşiyor” değerlendirmesinde bulundu.

SORUNUN KÖKÜ
Şiddet eğiliminin arkasında genellikle duygusal ihmalin yattığını vurgulayan Çolak, çocukların görülme, anlaşılma ve ilgi görme gereksinimlerinin karşılanmamasının büyük riskler oluşturduğunu belirtti. Aile içindeki iletişimin zayıflaması, çocukların duygusal olarak ihmal edilmesine yol açarken, bazı ebeveynlerin şiddet davranışlarını “hak arama” olarak normalleştirmesi, bu eğilimi pekiştiriyor. Okullarda otoritenin zayıflaması ve riskli davranışların zamanında tespit edilip müdahale edilmemesi sorunu daha da büyütüyor. Uzmanlar, devletin bu süreçte daha aktif bir rol alması gerektiğinin altını çiziyor. Ailelerin işbirliği yapmadığı durumlarda, sürecin zorunlu mekanizmalarla desteklenmesi gerektiği ifade ediliyor. Yaşanan olayların nedenleri karmaşık olsa da, temel sorumluluğun aile içi iletişim, denetim ve sınır koymada yaşanan eksikliklerden kaynaklandığı vurgulanıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir